Dünyada basın (medya) hür mü?

23.10.2019 - Çarşamba 00:22

"Gazetecilik birilerinin yazmasını istemediği şeyleri yazmaktır. Geri kalan her şey halkla ilişkilerdir!" G. Orwell

21 Ekim Dünya Gazeteciler Günü idi. Bana da gazeteci olduğum için pek çok kutlama gönderildi. Gönderen kurum ve müessese yetkililerine teşekkür ediyorum.

***
Gazeteci yazar George Orwell, "Gazetecilik birilerinin yazmasını istemediği şeyleri yazmaktır. Geri kalan her şey halkla ilişkilerdir!" diyor. Gazeteci Orwell'in sözü günümüzde de geçerli ama hem gazeteci hem yazar olarak pek çok şeyi her yerde haber yapamaz ve her şeyi yazamazsınız. Tabi ki burada kastedilen “yazılamayanları yazmak” ve gerçekleri haykırmaktır. Yani kamuoyunda gündem oluşturmak ve gerçek haberlerle halkı aydınlatmaktır.

***
21 Ekim Dünya Gazeteciler Günü’nde Avustralya’da bütün gazeteler, sansürleyerek (karartarak) çıktıkları birinci sayfalarından kamuoyuna şu soruyu sordular:
“Hükümet gerçeği sizden sakladığında, neyi örtüyorlar?”

***
“Sadece gazeteciler için 'Bilme Hakkı'” ve “Daha fazla Basın Özgürlüğü” için benzeri görülmemiş bir kampanya başlattılar. Gazeteler hükümetin basına yönelik kısıtlamalarına karşı ilk sayfalarını kararttı. Basın ve ifade özgürlüğünün baskı altına alınmasına yönelik bu protestoya, çok sayıda televizyon kanalı, radyo istasyonu ve internet siteleri de destek verdi.
1854'ten beri yayınlanan The Age gazetesinde kaleme alınan Başyazı da, “Son yıllarda, liberal bir demokraside makul bir kişinin bekleyeceği bilgi akışını engelleyen bazı politikacılar, kamu görevlileri, güvenlik görevlileri ve yasal rakamlar arasında bir sertleşme olduğuna inanmaktadır” denildikten sonra şu ifadeler yer alıyor:
“Bu kampanya gazetecileri yasaların üstüne çıkarmaya çalışmıyor. Ulusal güvenliği tehlikeye atma fırsatı da aramıyoruz. Ancak halk, mevcut yasalar uyarınca, hükümetleri etkili bir şekilde örtme yetkisine sahip olan iktidarı kötüye kullanma ve yanlış yönetim hakkında bilgi edinme hakkına sahiptir.
Avustralya’nın, bürokrasinin içindeki kamuoyunda bulunan gazetecilere bilgi sızdıran, bilgi uçuranlara daha iyi koruma sağlaması gerekiyor. Benzer şekilde, Bilgi Özgürlüğü mevzuatının derhal gözden geçirilmesi gerekiyor.
Avustralyalılar demokrasileri için çok savaştılar ve serbest bilgi akışı olmadan bunun imkânsız olduğunu anladılar.”

***
Son iki yılda hayata geçirilen güvenlik yasalarının araştırmacı gazeteciliği tehdit ettiğini savunan Avustralya medyası, halkın bilme hakkının da ellerinden alındığını vurguluyor.
Karartmayla yetinmeyen gazeteciler, basın kuruluşlarında yapılacak aramalar için gereken izne karşı yeni bir formül getirilmesi ve gazetecilere konuşan kaynakların korunmasına yönelik adımlar atılması yönünde çağrıda bulunuyor.
Avustralya’da basın kuruluşlarını bu protesto kararı, haziran ayında gazetecilere yönelik polis baskınlarının ardından alındı. Sendikalar, basın kuruluşları, sivil toplum örgütleri ve politikacılar bu gelişmeye büyük tepki göstermişti. İşin ilginç tarafı ise, basın ve ifade hürriyetinin baskı altına alınmasına yönelik bu protesto, rakip basın kuruluşlarını dahi birleştirmesi.

***
Avrupa’daki medya özgürlüğü ile bizdeki basın yayın ve kitle iletişim vasıtaları arasındaki hürriyeti burada karşılaştıracak değilim.
Sydney Morning Herald muhabiri Michaela Whitbourn, “Avustralya’da basın ne kadar özgür?” başlıklı makalesinde bu mevzuyu ele alıyor. Basın ve ifade hürriyetini ABD ve İngiltere’deki hürriyetlerle karşılaştırarak şu bilgiyi kullanıyor: “Basın özgürlüğü, ABD de, “konuşma özgürlüğünü veya basın özgürlüğünü kısaltan” yasalar çıkarmamasını öngören Haklar Yasası’nda korunmaktadır.”
Michaela ayrıca, NSW Üniversitesi Hukuk Fakültesi dekanı ve anayasa profesörü olan George Williams’ın “Avustralya, bir tüzük veya haklar bildirgesi aracılığıyla serbest konuşma ve basın özgürlüğünü korumayan dünyadaki tek demokrasidir.” şeklindeki sözüne yer vererek sansürle başlayan büyük kampanya ile hukukçuların da katıldığı tartışmaların kamuoyunda ne denli önemli olduğunu vurgulaması açısından düşündürücü.

***
Dünyada basının hür olduğuna inanan safdilli bir insan değilim.
İfade ve basın hürriyeti ülkelerin anayasalarında yer verilen maddelere ve kanunlarına göre değişebiliyor. Kimi kısıtlıyor, kimi belirli ölçülerde serbestlik tanırken kimi ülkelerde bunun esamesi bile okunmuyor. Bizim gibi adı konulmamış savaş rüzgârlarının estiği/estirildiği bir coğrafyada, başlarında halklarından kopuk yönetimlerin bulunduğu hükümet ve iktidarların medyası elbette her zaman tartışmaya/tartışılmaya açıktır.

***
Bunun yanı sıra ifade hürriyeti ile basın hürriyeti, Türk Demokrasisi açısından da üzerinde dikkatle durulması gereken çok önemli bir mevzudur.
Temennim ise, Türkiye’deki medyanın da Avustralya’daki medya gibi hiçbir ayırım yapmadan haber alma, bilgiye ulaşma, ifade ve basın hürriyeti gibi ehem- mühim meselelerde güç birliği yapmasıdır.
Bu mümkün mü?
Neden olmasın…

Mustafa Balkan

YORUM YAZ